AA-TBMM Genel Kurulunda, başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılmasını içeren Anayasa değişikliği teklifinin ikinci turunda, 1. madde 107 ret oyuna karşı, 403 oyla kabul edildi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasanın, "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde değişiklik öngören 1. maddesi üzerinde iki ayrı önerge bulunduğunu belirterek, önerge sahiplerine söz verdi. TBMM Genel Kurulunda, yüksek öğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören Anayasa değişikliği teklifinin 1. maddesinin oylamasına başlandı.
Anayasanın, "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde değişiklik öngören teklifin 1. maddesi üzerinde yapılan görüşmelerin tamamlanmasının ardından, maddenin gizli oylamasına geçildi. *** TBMM Başkanı Köksal Toptan, "Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden vazgeçmek, milletimizin karakter yapısını terk etmek gibi bir şey olur ki; bunu kimse düşünmez, düşünemez, yapmaz, yapamaz" dedi.
Toptan, TBMM Genel Kurulunda, yüksek öğretinde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören Anayasa değişiklik teklifinin 2. tur oylamalarına geçmeden önce bir konuşma yaptı.
Toptan, TBMM'nin; Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında Kurtuluş Savaşını yönettiğini, Cumhuriyeti kurduğunu, devrimleri ve binlerce yasayı gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, bugün de önemli bir Anayasa değişikliği teklifini görüştüğünü belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Anayasasında da bildirildiği gibi demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Toptan, bu özelliklerin aynı zaman Cumhuriyetin karakteri olduğunu ifade etti.
Köksal Toptan, "Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez özelliklerinden; demokratiklik, bir Türkiye'nin ileri hedefini; laiklik, milletimizin yaşam biçimini ve devletin karakterini; sosyal devlet olma, insani ve beşeri özelliklerimizi; bütün bunların tacı hukuk devleti de temel normların özelliğini ifade etmektedir" diye konuştu.
TBMM Başkanı Toptan, şöyle devam etti:
"Milletimiz tarafından cumhuriyetimizin temel nitelikleri olarak özümsenen bu özellikler, aynı zamanda aziz milletimizin tarihten gelen sevgi hoşgörü, sağduyu ve iyi niyet özelliklerinin de bir yansımasıdır. Bu nedenle Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden vazgeçmek, milletimizin karakter yapısını terk etmek gibi bir şey olur ki; bunu kimse düşünmez, düşünemez, yapmaz, yapamaz. Bu nedenle Parlamentomuzun önümüzdeki süreçte bizden beklenen her zaman gösterdiğimiz sağduyu ve hoşgörüyü karşılıklı sevgi, saygı ve uzlaşma özelliklerini akıldan çıkarmadan, ayrışılan noktaları değil, buluşulabilen noktaları aramaya çalışarak, faaliyetlerini sürdürmesini diliyorum."
Toptan, şimdiye kadar pek çok zorluğu aşan yüce Meclisin, Türkiye'nin Aziz Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyine iktidarıyla muhalefetiyle el gele, gönül gönüle çıkaracağına, mutlaka bu hedefi gerçekleştireceğine yürekten inandığını kaydetti.
*** Kamer Genç'ten kürsü eylemi
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasanın, "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde değişiklik öngören 1. maddesi üzerinde iki ayrı önerge bulunduğunu belirterek, önerge sahiplerine söz verdi. Önerge sahibi olarak CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman görüşlerini açıklamak üzere kürsüye çıktı. Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç de söz aldı. Genç kürsüyü terk etmediği için oturuma ara verildi. Genç konuşmasında 'gelin kürsüyü kuşatalım görüştürmeyelim çağrısı yaptı' ancak bu çağrıya destek veren çıkmadı. Oturuma verilen 5 dakikalık aranın ardından yeniden kürsüye çıkmak isteyen Kamer Genç güçlükle ikna edildi.
*** CHP'nin Anayasa değişikliği teklifinin geri çekilmesi yönünde verdiği önerge üzerine konuşan İzmir Milletvekili Canan Arıtman, 'özgürlük ve demokrasi' adı altında Türkiye'nin despot bir rejim ile tanıştırıldığını, yapılanın "Kara Devrim" olduğunu söyledi. Arıtman, şöyle dedi :
'İktidar ve destekçileri, bu kara hançeri milletin kalbine saplamadan önce durup düşünmelidir. Çünkü o yaradan çıkacak ışık kendilerini kör edecektir. Çünkü tarih onları mutlaka yargılayacaktır. Kadınlarımızın geriye götürülmesine, ülkemizin ortaçağ karanlığına, Ortadoğu bataklığına çekilmesine asla izin vermeyeceğiz. Gerçek anlamda eşitlikten, çağdaşlıktan yana olan tüm yurttaşlarımızla birlikte direneceğiz.'
Türbanın artık dini bir mesele olmadığına dikkat çeken Arıtman, 'Günümüz Türkiye'sinde tarikatların ve emperyalizmin bayrağı haline getirilmiş siyasi bir simgedir, bir üniformadır. İktidar ve yandaşları, din kisvesi altında, laik-demokratik rejim karşıtı olarak kullandıkları bu siyasi simgeyi topluma dayatmaya çalışmaktadırlar' diye konuştu.
-KADINLAR FİGÜRAN-
Bu sistemde kadınların, hem figüran hem de kurban konumunda kullanıldıklarını ifade eden Arıtman, 'Türban bayrağı altında laik, demokratik Cumhuriyete karşı yürütülen bu karşı devrim hareketi iç ve dış güçler tarafından finanse edilen planlı bir harekettir' dedi.
Bu planın sonucu "Turuncu Devrim"in yapıldığını, bu yapılanın da "Kara Devrim" olduğunu savunan Arıtman şöyle devam etti :
'Bugün, bu Kara Devrim'in ilk adımı atılmakta, ilk yasası çıkartılmaktadır. Kara devrim, iktidar mensuplarının dediği gibi 'kademe kademe' ama hızlı bir şekilde ilerlemektedir. İmam hatip katsayıları, Yargıtay Kanunundaki değişiklikler ve Vakıflar Yasa tasarıları; kara devrimin önümüzdeki günlerde fütursuzca atacağı bir sonraki adımlarıdır. Daha sonraki adımlar, kamuda, orta ve ilköğretimde türban olacaktır.'
Canan Arıtmanın konuşmasından sonra CHP'nin önergesi oylandı. Önerge AKP ve MHP'li milletvekillerin oylarıyla reddedildi. *** (ANKA)- Üniversitelerde türban serbestisi sağlayan anayasa değişikliği teklifinin ikinci tur görüşmeleri bugün. Türban teklifi görüşmeleri için Meclis Genel Kurulu saat 11.00'de toplandı.. Oylamaya, Almanya'da olan Başbakan Erdoğan katılamayacak. İkinci tur öncesinde de AKP ve MHP grubu ilk turda olduğu gibi sıkı takip uygularken, milletvekilleri de Ankara'dan ayrılmamaları konusunda uyarıldı. Kamuoyunda tartışmalara yol açan türbanla ilgili anayasa değişikliği teklifinde ilk turun ardından gözler yarın yapılacak ikinci tur oylamaya çevrildi. Anayasa değişikliği teklifinin ilk tur oylamasında, maddelere geçilmesine ilişkin oylamada 397, anayasanın 10'ncu maddesinde değişiklik öngören 1'nci maddeye 401, 2'nci ve 3'ncü maddelere de 404 kabul oyu çıkmıştı. AKP ve MHP yarın yapılacak ikinci tur oylamada da, fire olmaması için milletvekillerini Ankara dışına çıkmamaları konusunda uyardı. Anayasa değişikliği teklifinin ilk turda olduğu gibi ikinci turda da kabulü için Meclis'in üye tamsayının beşte üç çoğunluğunun (330) kabul oyu gerekiyor. Anayasa değişikliği oylamalarında 330 kabul oyunun çıkması, referandum ihtimalini de beraberinde getirirken, referandumsuz kabul içinse en az 367 oy gerekiyor. Türbanla ilgili anayasa değişikliği teklifinde ise AKP ve MHP'nin oy sıkıntısı bulunmuyor. Yarın ilk olarak Genel Kurul'da maddelerine geçilmesine ilişkin oylama yapılacak. Bunun ardından da 1, 2 ve yürürlük maddesi olan 3'ncü madde oylanacak. Türban teklifiyle ilgili görüşmelerde, muhalefetin ilk turda olduğu gibi, teklifin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle geri çekilmesi yönünde önerge vermesi bekleniyor. Yapılan oylamaların ardından da üniversitelerde türbanı serbest bırakacak anayasa değişikliği teklifi Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilmiş olacak. Oylamalara, AKP ve MHP ile muhalefetin tam kadro katılması beklenirken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da Genel Kurul'da olacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Almanya ziyareti nedeniyle Genel Kurul'daki türban oylamasına katılamayacak. -CHP'NİN İLK İŞİ ANAYASA MAHKEMESİ'NE BAŞVURMAK OLACAK- Meclis Genel Kurulu'nda yarın yapılacak türban oylamasının ardından CHP'nin ilk işi ise Anayasa Mahkemesi'ne başvurmak olacak. CHP'nin türban teklifiyle ilgili başvuruyu Pazartesi günü yapması, DSP'nin de desteklemesi bekleniyor. *** ZAMAN-İlk turda olduğu gibi mini paketin 400 civarında oyla geçmesi bekleniyor. Başörtüsü tartışmalarının en yoğun yaşandığı günlerde (31 Ocak-4 Şubat) Ankethane Araştırma Şirketi aracılığıyla kamuoyunun nabzını tutan Zaman, çarpıcı sonuçlara ulaştı. Buna göre, ezici bir çoğunluk (ortalama yüzde 80) üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasını istiyor. Başı açık kadınların haklarının savunulması konusunda ortak bir tavır sergileyen katılımcılar, yasağın kalkmasıyla toplumsal barışın bozulacağı ve baskının ortaya çıkacağı iddialarını ise çürütüyor. Türkiye'nin en kapsamlı ve güncel başörtüsü anketi, 12 il ve 140 ilçede 7 bin 422 denek üzerinde gerçekleştirildi. İlk kez, başörtülü, başı açık kadınlar ve erkekler olmak üzere üç kategoride sorgulamaya gidildi. Araştırma konusu, örtünme nedeninden bağlama biçimine, türban-başörtüsü ayrımından kapalı-açık ayrımcılığına, mahalle baskısından laiklik kaygılarına kadar on başlıkta değerlendirildi.
Anket sonuçlarına göre, başörtüsü siyasi bir simge olarak görülmüyor, aksine dinî bir gereklilik olarak algılanıyor. Ezici bir çoğunluk üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasını isterken (ortalama yüzde 80), lise ve ortaöğretime ise serbestiyet getirilmesi istenmiyor, tartışılmıyor. Anketin ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri ise başı açık bayanların haklarının savunulması konusunda gösterilen ortak tavır. Başörtülü bayanlar ile erkek katılımcılar, 'Başörtüsünün serbest olmasını savunan başı açık kadınların 'başları açık olma' hakkını savunur musunuz?' sorusuna (yüzde 83,6-yüzde 75,1) 'evet' cevabı veriyor. Siyasilerin ve kimi medya kuruluşlarının son bir aydır oluşturmaya çalıştıkları puslu havayı dağıtan bu cevap, başörtülü-başı açık kadınların birbirlerine bakışlarını ortaya koyan sorularda da öne çıkıyor. Örneğin başörtülüler başı açık kadınlara bakışını yüzde 80,3 'olumlu', başı açık kadınlar başörtülü bayanlara bakışını yüzde 79,8 'olumlu' şeklinde özetliyor. Yani kadınlar birbirlerine başı örtülü-açık ayrımı yapmaksızın 'demokratik destek' veriyor. Başörtüsü yasağının kalkmasıyla toplumsal barışın bozulacağı tezleri ise sosyal katmanlarda hiç yer bulmuyor.
Araştırmacı-stratejist Hüseyin Kocabıyık'ın tespitleriyle Türkiye genelini temsil eden araştırma toplumun zaten 'başörtüsünde sosyal bir çözüm' ürettiğinin çok net fotoğrafını veriyor. Başörtülülerle ilgili 'bağnaz ve ideolojik' bir kitle şeklinde üretilmeye çalışılan imaj ve paranoyaların aksine özgürlükçü, huzur isteyen, toplumla barışık bir portreye sahip olduklarını ortaya koyuyor. Aynı şekilde başı açık bayanlar da medya ve siyaset eliyle yapılan tüm polarizasyon çalışmalarına rağmen 'toplumsal barıştan' yana. Birbirleriyle ilgili sorularda verdikleri cevaplar da kadınların başı açık-örtülü ayrımı yapmaksızın karşılıklı 'özgürlükçü-demokrat' bir bakışın bulunduğunu gözler önüne seriyor. Herkes başörtüsü sorunun çözümünden yana bir halet-i ruhiye içinde. Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka nokta ise 'başörtüsü' 'türban' tartışmalarının bizzat erkeklerin eliyle yönetildiği ve daha çok onların tavırlarıyla sorun olarak algılandığı. Yani başörtüsü sorununun akut hale gelmesinde kadınlardan çok erkekler rol oynuyor. Kadınların 'Türkiye'nin Sorunları ve Korkular' başlığı altındaki sorulara verdikleri cevaplar da, erkeklere nazaran onların daha rasyonel bir pencereden, sağduyu ile Türkiye meselelerine yaklaştıklarını gösteriyor. Başörtülülere yöneltilen 'Babanız, eşiniz veya erkek arkadaşınız başörtünüzü çıkartmanızı isterse çıkartır mısınız?' sorusuna fevkalâde küçük bir azınlık 'evet' diyor. 2.445 başörtülü bayandan sadece yüzde 2,9'u, birinci derecedeki yakınlarının telkinini kabul edebileceğini ifade ediyor. Başı açık bayanların ise sadece yüzde 10'u aynı derecedeki yakınlarının baskısı olması durumunda başörtüsü takmayı kabul edebileceğini söylüyor. 'Baskılardan dolayı başı açık olan tanıdığınız var mı?' sorusuna başörtülü bayanlar yüzde 6, başı açık bayanlar ise yüzde 4,3 oranında 'evet' diyor. 'Baskılardan dolayı başörtüsü takan tanıdığınız var mı?' sorusuna başörtülü bayanlar yüzde 8, başı açık bayanlar ise yüzde 13 oranında 'evet' diyor. Bu sorular da kimsenin çevreden gelen örtünme ya da açılma yönündeki baskıyı dikkate almadığını gösteriyor. Kadınların 'Bütün kadınlar kapanmalı mı veya bütün kadınlar başını açmalı mı?' sorularına verdiği yüzde 60'ın üzerinde hayır cevabı, baş açma ve örtmeyi ideolojik ayrışma görmediğinin göstergesi.
Bayanlar özgürlüğü herkesten fazla özümsemiş Dr. Naif Turan - Hukukçu, sosyolog
İnanç ve toplum kültürünün birlikte hesaplanması gerekir. Türk insanı kapanış şeklini sadece İslamiyet'e endekslemiyor, geleneksel bir örtünme de söz konusu. Dolayısıyla başörtüsünün simge olarak algılanması mümkün değil. Araştırma sonuçları da bunu ispatlıyor. Son zamanlarda medyanın oluşturduğu etkiye rağmen insanların zihni bu konuda çelişki içinde değil. Toplumun büyük çoğunluğu başörtüsünün siyasi simge olabileceğine inanmıyor. Başörtülü bayanlar, diğer tüm bayanların kapanması gerektiğini düşünmüyor. Mahalle baskısı oluşturacak diye korkulan başörtülüler, özgürlüğü diğer herkesten daha fazla özümsemiş durumda.
'Başımı, dinim emrettiği için örtüyorum'Araştırmada hem başörtülü hem başı açık bayanlar ayrı denek grupları olarak ilk kez bir çalışmada yer aldı. Baş örtme ve açma sebebiyle ilgili yöneltilen sorularda da bu anlamda Türkiye'yi şaşırtacak netlikte sonuçlar çıkıyor. Örneğin 2 bin 445 başörtülü katılımcı, 'Başınızı neden örtüyorsunuz?' sorusuna; 'inancım gereği örtüyorum' (yüzde 54,1), 'İslamiyet'in emridir' (yüzde 12,4), 'Müslüman'ım ondan' (8,2) cevabını veriyor. Aynı soruda, kapanma nedeni olarak 'eşimin talebi' (yüzde 4) 'ailem istiyor' cevabı (yüzde 6,7) olarak ortaya çıkıyor. Başörtülü bayanların ezici çoğunluğu örtünmelerinin sebebini 'inancım gereği' diyerek, konuyu siyasi merkezli tartışmalardan uzaklaştırıyor. Örtünmeyi 'inancının gereği' olarak ifade eden katılımcılar 'Türban ve başörtüsü aynı şey midir?' sorusu karşısında iki kavramı ayrı görüyor. Hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hem de uzlaşmaya imza atan AK Partili ve MHP'li siyasiler, başörtüsü yasağının kaldırılması için yapılan Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmeyeceğini, bunun temel insan hakkı ve eğitim, özgürlük ve eşitlik çerçevesinde değerlendirildiğini söyledi. Araştırma, üniversitede başörtüsü serbestliği referandumluk olursa ne olacak sorusunun cevabını da veriyor. Buna göre, başörtülülerin yüzde 97,2'si, başı açıkların yüzde 78,6'sı, erkeklerin de yüzde 81,4'ü referanduma 'evet' oyu vereceğini beyan ediyor. Referandumda verilecek cevabın ezici bir şekilde 'evet' olacağı ifade ediliyor.
Konunun muhataplarıyla görüştük Numan Baktaş - Ankethane Genel Müdürü
Yaptığımız çalışmayı diğer anketlerden ayrılan iki önemli tarafı var. Birincisi, diğer anketler gibi bin kişi civarında kısıtlı bir katılımcıya uygulanmadı. İkincisi, üç ayrı denek grubuna uygulandı ve direkt konunun muhataplarına kendileriyle ilgili düşünceleri soruldu. Diğer anketlerde başörtüsü hiç ilgisi olmayan kişilere sorulup çıkan sonuçlar tüm toplumun eğilimi gibi lanse ediliyordu. Biz denek gruplarını ayırarak spekülasyonların önünü kestik.
İşsizlik ve ekonomi dururken, ülkenin en önemli problemi başörtüsü olamazKatılımcıların Türkiye'nin en önemli sorunlarına bakışı da medyanın göstermeye çalıştığından farklı. Toplumun yüzde 40'tan fazlası işsizliği bir numaralı problemi olarak görüyor. Ekonomi ise yüzde 20 civarında bir kitle tarafından sorunu olarak dikkate alınıyor. Terör sorunu yüzde 9 ile üçüncü sırada. Başörtülü bayanların yüzde 6,7'si tarafından ülkenin en önemli sorunu olarak görülen başörtüsü, başı açık bayanların yüzde 5'i tarafından en büyük problem olarak algılanıyor. Erkeklerin bakışı da farklı değil. Sadece yüzde 6,2'si başörtüsünü en önemli sorun olarak kabul ediyor. Kürt meselesinin Türkiye'nin en önemli sorun olduğunu söyleyenlerin oranı sadece yüzde 1,7. Bu oran toplumun ayrılıkçı unsurlara takılmadığını ve etnik kimliğin önemsiz olduğunu gösteriyor. Ekonomik kriz, toplumda en fazla korkulan unsurların başında geliyor. Bölünme ve ahlâkî yozlaşma azımsanmayacak derecede korku oluşturuyor. Ortalama yüzde 24 oranındaki ekonomik kriz korkusunu yüzde 14 ile bölünme ve yüzde 12,2 ile ahlâkî ve kültürel yozlaşma takip ediyor. Savaş korkusunun yüzde 11 olduğu araştırmada medyanın sık sık gündeme getirmesiyle artan iç çatışma korkusu yüzde 10'u bile bulmuyor. İrtica ve şeriat korkusunun yüzde 3'te kaldığı araştırmaya göre, yasakçılıktan korkanların oranı daha yüksek: yüzde 3,3.
Başını örten de, açan da toplumda ayrımcılık yapıldığına inanmıyorBaşı açık ve kapalı kadınlara yöneltilen en önemli sorulardan biri, 'Size karşı ayrımcılık yapılıyor mu?' şeklindeydi. Başörtülülerin yüzde 91'i başörtüsü nedeniyle ayrımcılığa uğradığını söylüyor. 'Ne tür bir ayrımcılığa uğradınız?' şeklinde yöneltilen açık uçlu soruya 'eğitim hakkım engellendi' (yüzde 33,2), 'özel sektörde iş bulamıyorum' (29,6), 'kamuda çalışamıyorum' (yüzde 20,4) şeklinde cevaplar verilmiş. Ancak açık uçlu soruların yüzdesi düşük cevapları başörtüsünün neden toplumsal sorun olmadığının da adeta delillerini ortaya koyuyor. Buna göre başörtülü kadınlar, 'hizmet alırken zorluk çıkartılıyor' (yüzde 6,7), 'sosyal hayatta yadırganıyorum' (yüzde 5,6), 'mekânlara alınmıyorum' (yüzde 2,4) oranlarında cevap vermiş. Bu cevaplar başörtüsü meselesinin eğitim hakkının engellenmesinden başlayıp kamu ve özel sektörde iş bulamamaya kadar uzanan bir süreçle sınırlı. Eğitim ve özgürlük hakkının tanınması ile toplum daha da rahatlayacak. Kamuda iş bulamama sıkıntısının yanında başörtülülerin özel sektörde de iş bulamamaları ise ayrıca dikkate değer. Başı açık kadınların, 'Ayrımcılığa uğradınız mı?' sorusuna cevabı ise 'yüzde 20,4' şeklinde yansıyor. Bu mağdur kitlesinin ise sadece yüzde 68,2'si mağduriyeti laf atma ve taciz şeklinde tanımlıyor. Muhafazakarların şu meşhur mahalle baskısı ise yüzde 9,9'u geçmiyor. Vatandaşların yüzde 80'i yasağın kalkması taraftarı'Başörtüsünün üniversitede serbest olmasını ister misiniz?' sorusuna başörtülü bayanlar yüzde 96,5, başı açıklar yüzde 73,1, erkekler ise yüzde 78 oranında evet cevabı veriyor. Katılımcılar başörtüsünün lise ve ilköğretim okullarında serbest olmasın ister misiniz?' sorusuna 'hayır' diyor. İlköğretim ve liselerde başörtülü eğitim serbestisi sorusuna başörtülülerin hayır ve fikrim yok şeklinde verdikleri toplam yüzde 68'lik cevap, bu kitlenin başörtüsüne ideolojik yaygınlık kazandırma amacı taşımadığını gösteriyor. Özgürlükler ve eğitim hakkı açısından başörtüsü yasağının kaldırılmasını isteyen başı açık bayanların bir kısmı türbanın kamuda görünürlüğünü istemiyor. Katılımcılar, başörtüsü tartışmalarından hoşnut olmadıklarını belirtiyor. 'Sizce başörtüsü tartışmaları Türkiye'nin ilerlemesi yolunda enerji kaybettiriyor mu?' sorusuna yaklaşık yüzde 80'lik bir oranda 'evet' cevabı veriliyor. Mahalle baskısı yok, medya baskısı varAnket sonuçları 'mahalle baskısı'ndan çok 'medya baskısı'nın etkili olduğunu gösteriyor. Başörtülü bayanlara yöneltilen 'Çevrenizde bulunan başı açık arkadaşlarınıza başörtüsü takması için herhangi bir telkinde bulunuyor musunuz?' sorusuna sadece yüzde 11 oranında 'evet' cevabı veriyor. Başı açıklara sorulan 'başörtülü arkadaşlarınıza başlarını açması için herhangi bir telkinde bulunuyor musunuz?' şeklindeki soruya alınan yüzde 10'luk 'evet' cevabı da bu yönde bayanlar arasında belirgin bir farklılık olmadığını gösteriyor. Geriye kalan kesim 'baskı ve telkinlere' kesin bir dille karşı çıkıyor. Erkeklere yöneltilen 'Çevrenizde bulunan başörtülü kadınların açılması veya başı açık kadınların kapanması için herhangi bir telkinde bulunuyor musunuz?' sorusuna erkekler yüzde 16'ya yakın bir oranda 'evet' diyor. Bu da kadınların kendi içindeki bir meseleyi erkeklerin daha fazla sorun haline getirdiğini gösteriyor.
'Laiklik elden' gidiyor endişesi gerçekçiliği yokAnket sonuçlarına göre halk, 'serbestiyet gelirse laiklik tehlikeye girer' söylemlerine itibar etmiyor. Başörtülü bayanların yüzde 74,19'u, başı açık bayanların yüzde 51,5'i, erkeklerin yüzde 54,6'sı laikliğin başörtüsü yüzünden tehlikeye gireceğine inanmıyor. 'Şeriat kurallarına göre yönetilen bir ülkede yaşamak ister misiniz?' sorusuna katılımcıların yüzde 73'ü 'hayır' cevabını veriyor. Başı örtülü bayanlar başörtüsü yasağını savunanları tamamen haksız buluyor. 'Hangi kaygıları haklıdır?' şeklinde açık uçlu soruya ise empati yaparak 'çatışma çıkacağını, ülkenin şeriata gideceğini' düşünüyorlar; baskıya inanıyorlar şeklinde 'medyadan öğrenilen yorumlar ışığında' cevap veriliyor. Açık uçlu sorunun cevapları arasında iki ilginç nokta öne çıkıyor. Buna göre yasağı savunanların laikliğin elden gideceği, bütün kadınların kapanacağı korkularını kimse gerçekçi bulmuyor. Aileler çocuklarının giyimlerine karışmıyorBaşı açık bayanlar kendilerine yöneltilen 'başınız neden açık?' sorusuna birbirinden ilginç cevaplar verdi. Cevapların önemli bir bölümü şöyle oldu: Açık olmasını istediğimden (yüzde 42,3), kendimi böyle mutlu hissediyorum (16,2), neden açık olmasın (yüzde 14,2), hiç düşünmedim (yüzde 11,2), ailem öyle istiyor (yüzde 3,1) eşim örtünmemi istemiyor (yüzde 2,1) cevapları verilmiş. Eş ve erkek arkadaşlarından ötürü başı açık olduklarını söyleyenlerin oranı yüzde 5 olarak gerçekleşti. Bu cevaplar, hem başı örtülü hem açık kadınların aile, eş ve geleneklerin etkisiyle örtündüğü ve açıldığı tezlerini çürütüyor. Eşi yüzünden örtünenler yüzde 4, ailesinin isteğiyle kapananlar yüzde 6,7 ile sınırlı. Başını açma sebepleri arasında da eş yüzde 2,1, aile ise sadece yüzde 3,1'lik paya sahip. Örtünme ya da açık olmakta 'eş ve aile baskısı'nın önemli bir etken olmadığı görülüyor. |